Haber Tarih

Osmanlı’da elçilik ve elçi hazineleri

Elçiye Zeval Olmaz...

Osmanlı Devleti, barış yapmak veya mevcut barışı yenilemek, padişahın bir mektubunu iletmek, tahta çıkan yeni kralı tebrik etmek gibi sebeplerle diğer devletlere elçiler gönderirdi. Ayrıca 18. yüzyıla kadar Osmanlı’nın daimi elçilikleri olmamasından dolayı bu tür diplomatik işleri geçici olarak gönderilen elçiler yerine getiriyordu. İlk daimi, yani ikamet elçisi ise 1793 yılında, III. Selim tarafından Londra’ya gönderilen Yusuf Agah Efendi’dir.

Elçiler, büyük elçi, orta elçi, küçük elçi ve maslahatgüzar olmak üzere sınıflara ayrılmıştı. Söz konusu ülkenin, Osmanlı nezdindeki itibarına göre gönderilecek elçilerin sınıfı tesbit edilmekteydi. Yine basit bir memuriyetle veya sırf mektup götürmek için yollanan kimselere de nameres denilmekteydi. Ülkeler karşılıklı olarak elçileri karşılama, ağırlama, uğurlama ve hediyeleşme gibi hususlarda birbirlerine denk düşecek ortak bir tavır takınırlardı.

O dönemde ülkeler arasında hediyeleşme, önemli bir diplomatik argümandı. Osmanlı, tahta çıkan bir kralı tebrik etmek veya söz konusu ülkeyi kendisine yakınlaştırmak amacıyla, elçileri vasıtasıyla hediyeler gönderirdi. “Elçi Hazinesi” adı verilen hazineden, pahalı ve gösterişli eşyalar çıkarılarak, hem gidilen devletin ileri gelenlerine hediyeler götürülür, hem de gönderilen elçi, değerli eşyalar ve ihtişamlı kıyafetlerle donatılırdı. Örneğin 1774’te Rusya’ya gönderilen Osmanlı elçisi Abdülkerim Efendi, II. Bayezid’in son derece değerli olan hançerini beline takarak gitmişti. Elçiler, beraberlerinde götürdükleri bu değerli eşyaları geri döndüklerinde hazineye iade ederlerdi. Ancak krala ve ailesine verilmek üzere götürülen hediyeler, törenle teslim edilir, elçi tören sırasında ayrıca krala padişahın bir mektubunu da sunardı.

Osmanlı Devleti, yabancı devletlerin krallarına ve ileri gelenlerine hediye gönderme noktasında son derece fedakar davranmıştır. Paris’e ilk ikamet elçisi olarak gönderilen Moralı Seyyid Ali Efendi’nin götürdüğü hediyelerin listesi şöyledir: “ipekten muhteşem bir çadır, 10 adet at, kıymetli kumaşlar, esanslar, parfümler..” Yine Halet Efendi, Paris elçiliğine tayin edildiğinde Napolyon Bonapart ve eşine verilmek amacıyla çok değerli kumaşlar, ışıl ışıl takılar ve kokulardan oluşan bohçalar getirmişti. O dönemde Türk kumaşı Avrupa’da oldukça kıymetliydi.

 

/* ]]> */