Tarih

Hürrem Sultan’ın Haremdeki Yeri

Hürrem Sultan'ın Haremdeki Yeri

Osmanlı Haremi bir yasak şehirdi ve değil içeri girmek kapısının önünden dahi geçilmeyen bu şehir içinde statüleri farklı yüzlerce kadın bulunurdu.

Saray’a küçük yaşta gelen kadınların güzel, akıllı ve zeki olanı seçilerek padişaha sunulur ardından gelecek erkek çocuk ile bu cariye, haseki-başkadın ünvanı alarak derecesi yükselir ve emri uygulayan yerinde iken emir veren konumuna gelirdi. Hürrem Sultan için batılı seyyah ve elçi raporlarında çok akıllı, zeki olduğu ancak güzelliğinin bahsedildiği gibi dillere destan olmadığı ifade edilir.

Fakat güzel olmayan cariyenin padişaha sunulmayacağı gerçeğini unutmamak gerekiyor. 1521 yılında Şehzade Mehmed’i dünyaya getiren Hürrem, bu tarihten itibaren 1 kız, 4 erkek çocuk dünyaya getirerek aklı ve cazibesi ile Kanuni’nin baş tacı oldu. Osmanlı geleneklerine göre sancağa çıkma yaşı gelmiş şehzadelere bir sancak verilerek annesi de yanında olmak üzere gönderilirdi. Mahidevran Hatun, oğlu Mustafa ile Manisa’ya gönderildi.

Hürrem Sultan’ın gerek fazla erkek çocuğu bulunduğu gerekse oğullarında küçüğü Şehzade Cihangir kambur olduğu için onunla beraber payitaht şehri İstanbul’da kaldı. Valide Sultan’ın vefatı, Mahidevran’ın Manisa’ya gidişi sarayda kendi otoritesini kurmasını sağladı ve artık oğullarından birini tahta geçirmek için mücadeleye başladı.

Öldükten sonra adına mersiyeler yazılan tek şehzade olan Mustafa, ilk hedefiydi. Oğlu Mehmet’in 1543 yılında vefatı neticesiyle geriye kalan diğer oğulları için mücadeleye başladı ve toplumumuzda Hürrem Sultan’a karşı antipati oluşturacak olay gerçekleşti. Tahtın en büyük varisi,  yeniçerilerin en büyük destekçisi Şehzade Mustafa 1553 yılındaki İran seferi sırasında çağrıldığı padişah otağında bir düzine cellat tarafından öldürüldü.

Şüphesiz tek etken ‘Kadın Sultan’ değildi ve kaynakların belirttiğine göre hataları vardı fakat bu ölümle mi sonuçlanırdı? Bu olay üzerindeki Hürrem etkisi bugün bile unutulmadı. Mustafa’nın ölümü ile taht için kendi çocuklarından başka aday kalmayan Hürrem kendisini hayır işlerine vererek arkasında sayısız tarihi eser bıraktığı da biliniyor.

Cariyeye nikah kıyılan ilk kadın olan Hürrem ile Padişah arasındaki  aşk mektuplarında, Hürrem’in ‘Canım Paresi Sultanım’ ile başlayan sözlerine Kanuni, ‘Benim İstanbul’um, Benim Karaman’ım, Benim Bağdat’ım, Benim Horasan’ım’ diye cevap vererek aşkının büyüklüğü gösterirdi.

Hayatı bugün bile bir çok kitap, film ve tiyatroya konu olan bu esrarengiz kadın, iki oğlunun vefatı ile hayatının geri kalanını üzüntü ile geçirerek  sıtma rahatsızlığından 1558 yılında İstanbul’da vefat etmiştir. Onu uğursuz sayan Yeniçeri ve bazı Osmanlı ahalisi bu duruma sevinse de üzülenlerin varlığı da kaynaklarla sabittir.

/* ]]> */